Ankaragücü ve Gecekonduyla Bağdaşmış 4 Özel Karakter

Sarp Terzioğlu – Serkan Neşat Soylu Blog: Gecekondu 1910 / Comd 357 Multimedia Journalism İlkbahar 19/20 Listeleme Projesi 

Merhabalar gururlu şehrin güçlü çocukları,
Ankaragücü ve Gecekonduya gönül vermiş belli başlı kişilerden bahsetmeden önce size Gecekondu taraftar grubu ile alakalı bir kaç bilgi verelim istedik. Gecekondu tribünü 1973 yılında Ankara’nın çeşitli semtlerinde yaşayan Ankaragücü sevdalıları tarafından kurulmuş köklü bir taraftar grubudur. Sadece Gecekondu derneğine kayıtlı 5000 üyesi ve bu tribüne gönül vermiş yaklaşık 20.000 kişilik taraftarıyla Ankaragücü takımının en büyük taraftar grubu durumundadır. Adlarını Ankaragücünün kendi stadı 19 Mayıs’ın kale arkası tribünün gecekondu mahallelerine bakmasından dolayı almışlardır. Daha sonra bu stad yıkılmış ancak isimleri anlamını yitirmemiştir. Ankaragücüne gönül vermiş Pegasus, Anti X gibi diğer taraftar gruplarının da en çok saygı duyduğu ve marşlarda öncelik tanıdığı bir tribündür. Bursaspor taraftar grubu Texas ile kardeş takım ve kardeş tribün görüşlerini benimsemişlerdir. Reisleri, yani taraftarların her konuda öncüsü, Ali İmdattır. Dernek binaları ise Hacıdoğan Mahallesinde bulunmaktadır. Kısacası Ankaralı her insanın en az bir kere bile olsa maç dışında, sokaklarda, restaurantlarda gördüğü an Ankaragüçlü olduğunu anlayabileceği bu insanlar, kendilerine has köklü bir tarihe sahiptirler. Şimdi gelelim bu insanların başında hangi isimler geliyor ve bize ne anlatıyorlar.

Gladyatör Apo Dayı

Ankaragücü denince akla ilk gelecek isimler sıralamasında 1 numaramızda namı diğer Apo dayı var. Abdullah Aktuğ 1944 yılında Rize’de dünyaya geldi. Ailesinin işleri sebebiyle Adanaya göç etti ve Adana demir sporda futbol kariyerine başladı. 1969 yılında Trabzonspor’a transfer oldu ve bu takımdan sonra ülkemizde olan iç karışıklıklar sebebiyle futbolu bırakmak zorunda kaldı. Daha sonra yine ailesinin işleri sebebiyle Ankara’ya yerleşti. Güçlü çevresi ve o dönemdeki mahallileşme kültüründen dolayı 24 yaşlarında “dayı” lakabını alan Abdullah Aktuğ siyasi olayların azaldığı 1985 döneminde artık Ankara’nın duyulmuş kabadayılarından biri haline geldi. Apo Dayı 1986 yılında ceza evine girdi.1987 yılında, Fatih Terim Ankaragücü’ne teknik direktör olduğunda, maziye dayanan güçlü dostluklarından dolayı Apo dayı, Fatih Terim ve Türkiye’nin güçlü isimlerinden Nurettin Çarmıklı Ankaragücü hakkında bir birliktelik planına koyuldu. Apo dayı , Fatih Terim , Nurettin Çarmıklı ve Apo dayının kuzeni olan Ali İmdat ile birlikte Ankaragücü’ne Türkiye’de eşi görülmemiş bir taraftar kültürü katıp , Ankaragücünü futbolundan önce  taraftarıyla ön planda olan bir şehir takımı haline getirdiler. Kısacası Apo dayı Ankaragücü futbolcusu olarak efsaneleşmese de Ankaragücünün sokaktaki ve tribündeki gladyatörü olarak efsaneler arasına girdi.

Alo İmdat! Ali İmdat!

1971 yılında Ankara, Hacıdoğan Mahallesinde Dünya’ya gelen Ali İmdat Rizeli bir ailenin çocuğudur ve lakabı Laz Ali’dir. Büyüdüğü mahallede çok sevilen ve küçük yaşlarında bile kendisinden çekinilen bir isimdi. Çevresi ve ufku geniş bir isim olan Laz Ali, Ankaragücü ile 15’li yaşlarında tanıştı ve Ankaragücünü kendi için bir tutku haline getirdi. 20’li yaşlarında gladyatörümüz Apo Dayı ile güçlerini birleştirerek gecekondu taraftar grubunun lideri oldu. Kurulduğu zamanlarda sadece Hacıdoğan ve Hacettepe semtlerinden gelen isimlerin oluşturduğu Gecekondu taraftar grubu, Ali İmdat ve çevresi sayesinde futbola ve Ankaragücüne gönül vermiş yüzlerce kişiye kapılarını açtı. Kapılarını açtı derken mecazi bir anlamda demiyoruz, kendisi doğduğu ve yaşadığı evi Gecekondu grubunun dernek binası haline dönüştürdü ve bu derneğe üye olan olmayan, tüm Ankaragüçlülere ve mahalle sakinlerine yardımlarda bulundu. Bu yardımların getirdiği sevgi ve saygı sonucu kendisine hem taraftar grubu arasında hem de Ankara camiasında bilinen bir lakap ve slogan edindi. Başın düşerse dara, Reis Ali İmdatı ara!

İkizler

Sıradaki Ankaragücü karakterlerimiz güçlü ikizler. 1978 yılında Ankara’da hayata gözlerini açan Serhat ve Ferhat kardeşler, anneleri ve babalarının Ankara’nın yerlileri olmasından dolayı doğdukları günden beri Ankaragücü sevdası içinde büyüdüler ve doğuştan Ankaragüçlü oldular. 1993 yılından beri Ankaragücü tribününe gönül veren ikizler o günden bu yana hiçbir maç kaçırmadılar ve hatta hayatlarını maç fikstürüne göre ayarladılar. Gerek düğün gerek kız isteme olsun bütün planlarını maçlara göre yaptıklarını söyleyen ikizler “armaya adanmış hayatlar” sloganının lafta kalmadığının apaçık bir göstergesi. İkizlerden Serhat ağabeyimiz, Ankaragücü ve Gecekonduyla paylaştığı onca anıdan sonra 16 yaşında başladığı tribün hayatını şimdi Gecekondu derneğinin basın sözcüsü olarak geçirmekte. Bu konuda hem Gecekondu taraftar grubunda hem de takımlar arası taraftar gruplarında bir öncü olup, tribüncülüğün sadece 90 dakikadan ibaret olmadığını, maç dışındaki sosyal yardımların ve dayanışmanın önemini gözler önüne seren en önemli isimlerden biri. Gecekondu tribünün sahip çıktığı, okuttuğu öğrenciler; 14 yıldır ihtiyacı olan ailelere dağıttığı kumanyalar bunlara bizim açıkça gördüğümüz birkaç örnek. Daha sonrasında kendisine “neden Ankaragücü ?” diye sorduğumuzda ise şu cevapları aldık; “Ankaragücü tabiki bizim için bir sevda ama asıl sebep şehrimizin milliyetçisi olmak şehrinin milliyetçisi olmayan vatanının milliyetçisi olamaz.” dedi. Özetle Ankaragücüne yazılmış birçok bestenin ve sloganın layık taşıyıcıları olan İkizler takım fark etmeksizin bütün genç tribün sevdalılarına tribüncülüğün ve özellikle Gecekondu tribününe sahip olmanın futbol maçlarından ibaret olmadığını gösterdi ve dayanışmanın önemini gözler önüne serdi.

Cim

Can Tunçalp, namı diğer Cim, 1981 senesinde Ankara’da doğdu. Kendisi Gladyatör Apo Dayı’nın ve Ali İmdat’ın yeğeni olmakla beraber bizim Ankaragücüne ilgi duymamızda ve Gecekondu grubunu tanımamızda en önemli rol oynayan abimizdir. Can Tunçalp 2000li yıllarda Bilkent Üniversitesinde okurken karıştığı bir kavgadan dolayı tutuklandı ve eğitim hayatı burda sona erdi. Bu olaydan sonra akrabaları olan Ali İmdat ve Apo Dayıyla daha çok zaman geçirmeye başladı. Futbolla pek alakası olmamasına rağmen Gecekondu tribününü bu sayede yakından tanıdı ve sevdi. Apo Dayısının yanında geçirdiği süre zarfında sokak raconuna hakim olmaya başlayan Cim, genç yaşında önemli isimlerin ve sanatçıların da geldiği bir kumarhane işletmeye başladı. Yıllarca bu işi yaptıktan sonra bırakan Can Tunçalp, çeşitli kafe, restaurant ve gece kulübü işlerine girdi.Bu işletmelerden kazandığı parayı Gecekondu tribünü vasıtasıyla ihtiyacı olanlara karşılık beklemeden ulaştırdı, onlara iş olanakları sağladı.Gecekondu tribünüyle yapmış oldukları bu dayanışmalar dolayısıyla hem Can Tunçalp hem de Gecekondu tribünü hayatlarında büyük gelişme katetmiş oldular.Kısacası namı diğer Cim, Gecekondu tribününün sosyal dayanışma ve yardımlaşmadaki Robin Hood’u haline geldi.