Röportaj: BSO Viyolonsel Sanatçısı Verda Demirel Çavuşoğlu’na Sizin için Sorduk

Ayça Nur Arda Blog: Sanat, Kültür ve Ankara /Comd 357 Multimedia Journalism İlkbahar 19/20 Multimedia Final Projesi

Eğer aranızda hayatlarına müzik ile renk katıp, bir müzisyen olmak isteyenler veya benim gibi müzik tutkunu, özellikle de klasik müzik âşığı olanlar varsa bu yayınımı keyifle okuyacağınızı umut ediyorum.

Hepimiz çocukluğumuzdan itibaren hayaller kurar, hayatlarımızı renklendiren anılar biriktirmeye çalışırız. Müzik, tiyatro, resim… Her yönüyle sanat, hayatın tüm renklerini önümüze seriyor. İçimizi çocuksu bir mutlulukla dolduruyor. Bu blog yazıma öncelikle sanat aşkını bale ve müzikle tanıştığı günden beri hiç kaybetmemiş olan Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi öğretim üyesi Verda Demirel Çavuşoğlu ile gerçekleştirdiğim röportaj ile başlamak istiyorum. Çavuşoğlu aynı zamanda Bilkent Senfoni Orkestrası‘nda viyolonsel sanatçısı olarak sahne alıyor. Gerçekleştirdiğimiz röportajın genç müzisyenlere ve özellikle viyolonsel çalmak isteyenlere ilham kaynağı olacağına hiç şüphem yok. Röportajımız Çavuşoğlu’nun siz sanatseverler için kayıta aldı bilgiler ve kendisine sorulan sorulardan oluşuyor. Kendisine yöneltilen bu sorular sayesinde ilkokul yıllarından itibaren müzik ile iç içe yaşayan sanatçının bu serüvene nasıl başladığına değineceğiz.
Daha sonra Verda Çavuşoğlu’nun müzikle geçen günlerinden bazılarına fotoğraflarla eşlik edeceğiz. Fotoğrafların arasında Çavuşoğlu’nun konser öncesi çekilmiş fotoğrafları, Pepe Romero konseri görüntüleri ve BSO Viyolonsel Grubu ile toplu fotoğraf ve Çavuşoğlu’nun Bilkent Üniversite’sindeki viyolonsel öğrencilerinin resimleri bulunmakta.
Ardından, Çavuşoğlu ile gerçekleştirdiğim röportaj için ilham kaynağı olan konserden ve iş deneyiminden bahsetmek istiyorum. İlhamlarımdan biri olan Bilkent Senfoni Orkestrası- Ferhat ile Şirin Konseri’ni bir müzik dinletisi olarak dinlemek hoş olmaz mıydı? Üstelik bu konserde Verda Çavuşoğlu viyolonsel sanatçısı olarak sahne alırken, oyuncular Mert Fırat ve Aslı Tandoğan hikâye anlatıcılığı yapmakta.
En son olarak, Bilkent Senfoni Orkestrası’nın sahne aldığı gösterimde sahne arkasında bir ekipte olmanın nasıl bir duygu olduğunu deneyimlerimle paylaşmak istiyorum. Röportajım için ilham kaynağı olan bu deneyimi gerçekleştirebilmem Bilkent COMD Medya Arkeoloji Laboratuvar’ında yaptığım staj sayesinde oldu. Bu tür bir deneyim yaşamakta insanın klasik müziğe olan sevgisini hatırlamasına yardımcı oluyor.

Picture

Bilkent Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesi’ne 1986 yılında başlayan Verda Demirel Çavuşoğlu, aslında ilkokuldan itibaren müzik ile iç içe olmuş. Ailesindeki birçok ismin birer müzisyen olarak yetişmesi, sanatçının konservatuvara girişinde önemli bir yere sahip. Aile bireylerinin klasik müziğe ve baleye olan yakınlığı Çavuşoğlu’nun sanatın bu iki alanına gönül vermesi ile sonuçlanmış. Çavuşoğlu bu durumu “Müzik ile büyümüş biri olarak bu işe başlamam da kaçınılmaz oldu sanırım.” sözleriyle ifade ediyor. Böylelikle sanatçı ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve yüksek lisans eğitimleri ile dur durak demeden müzik hayatına devam etmiş. 1998 yılında mezun olan sanatçı, şu an Türkiye’nin ve dünyanın ileri gelen orkestralarından Bilkent Senfoni Orkestrası’nda viyolonsel sanatçısı olarak sahne almaya devam ediyor. Ayrıca Bilkent Müzik Fakültesi’nin Viyolonsel Öğretim Kadrosu‘nda yer  alıyor. 

Bilkent Üniversitesi’nin ilk yıllarında konservatuvar sınavlarına hazırlanan Çavuşoğlu, Bilkent’in o yıllarda burslu öğrenci kabul etmesinin, yurt dışından gelen hocaların ve Bilkent’te kampüs yaşamının getirdiği imkanlara değiniyor. Çavuşoğlu Bilkent Üniversitesi’ni gördüğü ilk anki heyecanını “Ben burada, bu okulda okumak istiyorum.” diyerek dile getiriyor. Üniversite’nin ona vermiş olduğu ağır mı ağır kutusuyla ilk enstrümanını aldığı gururu ve mutluluğu ise o anı bizimle paylaşırken sanatçının gözlerinden okunuyor. “Şeker kırmızısı” çellosunu ilk eline alışını anlatırken, bir müzisyenin hayatındaki belki de en önemli ve mutlu anı bizim de gözlerimizin önünde canlanıyor.
1993’te kurulan Bilkent Senfoni Orkestrası ise Çavuşoğlu’nun öğrencilik yıllarına denk geliyor. O dönemin dekanı Ersin Onay, Çavuşoğlu’nun Orkestra ’ya girmesi için onu teşvik eden isim olmuş.
Çavuşoğlu ayrıca orkestra ile ilgili merak edilen soruları cevaplandırıyor ve çoğumuz tarafından bilinmeyen yönlerini bize anlatıyor. “Orkestra müzik ve sahne sanatlarının öğretim kadrosunda yer alan 12 ülkeden seçkin sanatçıdan oluşuyor. Bilkent Senfoni Orkestrası bu özellikleriyle Türkiye’nin ilk özel, akademik, uluslararası sanat topluluğudur.” diye belirtiyor sanatçı. Ayrıca BSO’nun birçok festivalde konuk olduğunun da altını çiziyor ve BSO’nun Almanya, Portekiz, Japonya Polonya ve Belçika gibi ülkelerde konserler gerçekleştirdiğini dile getiriyor. Çavuşoğlu BSO’nun Evrensel Kardeşlik ve Dünya Barışına Katkı, Yerelden Evrensele Tanıtım gibi ödüllere sahip olduğunu söylüyor.
Müzik Fakültesi hocası ve Senfoni Orkestrası üyesi olan Çavuşoğlu’ndan ayrıca iş hayatında yaşadığı deneyimleri de öğreniyoruz. Çavuşoğlu, diğer ülkelerde yaşayan sanatçılarla iletişim halinde olmanın önemini vurguluyor. BSO’nun her hafta farklı solistlere ve şeflere ev sahipliği yapmasını “en büyük şansımız” olarak nitelendiriyor.
BSO’nun öğrencilerine ve hocalarına değişik imkanlar sunduğuna değiniyor. Çavuşoğlu’nun dediğine göre, öğrenciler BSO’da kendi çalışmalarını yaparken aynı zamanda deneyim kazanıyorlar.
Çavuşoğlu son olarak pandemi süreci ile çevrimiçi eğitim sisteminde müzik derslerinde neler yaşandığından bahsediyor. Anlaşılan en zor kısmı enstrüman seslerinin duyulması.

Resimlerle Bilkent Senfoni Orkestrası ve Müzik Okulu:

Bazen resimlere bakıp o günün hikayelerini anlayabiliriz. Verda Çavuşoğlu ile gerçekleştirdiğimiz röportajın ardından sanatçıyı fotoğraflar ile daha iyi tanıyacağız. Çavuşoğlu’nun da aralarında bulunduğu Bilkent Senfoni Orkestrası Viyolonsel grubunun fotoğraflarına gözdireceğiz. Grubun profesyonelliği fotoğraflardan bile belli oluyor. Diğer taraftan ise Bilkentli genç yeteneklerin müziğe olan coşkusu bir fotoğrafla bile anlaşılıyor. 

*Fotoğraflar Verda Demirel Çavuşoğlu’nun katkılarıyla derlenmiştir.


Dinleyerek Hatırlayalım: Bilkent Senfoni Orkestrası Ferhat ile Şirin Konseri (1 Eylül 2018)
Ferhat ile Şirin Konseri Bilkent Senfoni Orkestrası eşliğinde Bilkent Odeon’da sergilenen bir hikâye anlatımı. Bilkent Senfoni Orkestrası’nın bu konserinde Verda Çavuşoğlu’da viyolonsel sanatçısı olarak yer alıyor. Eğer dikkatli bakarsanız, fotoğraflarda Çavuşoğlu’nun kendisinide görebilirsiniz. Ben de oyuncular Aslı Tandoğan ve Mert Fırat’ın anlatımıyla hayat bulan bu dinletiyi bizzat canlı olarak izleme fırsatı bulmuştum. Şimdide siz sevgili sanatsever dostlarımla paylaşacağım bu dinletiyi. Gözlerinizi kapatın ve arkanıza yaslanın. Dinlerken tüm hikayenin gözlerinizin önünde canlanacağından eminim.

*Fotoğraflar internet kaynaklarından derlenmiştir.
** Slayt videosundaki diğer bütün fotoğraflar Ayça Nur Arda’ya aittir.

Fotoğraflarla Bir Hikaye: Konser Çekimleri Nasıl Olur?

Konserler, tiyatro gösterimleri ve seminerler… Tüm bu etkinlikleri kayıt altına almak istersek bu süreç nasıl olurdu merak ettiniz mi?
Sırada BSO Ferhat ile Şirin Konseri’nden sonra Verda Çavuşoğlu ile yapmış olduğum röportaj için bana ilham kaynağı olan bir diğer etmen var.
Şimdi Bilkent Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Binasında gerçekleşen etkinliklerin arka odasında neler yaşandığını fotoğraflarla anlatacağım. Bilkent Üniversitesi BSO ve COMD Reji ve Canlı Yayın Odasına hepiniz hoşgeldiniz. 

*Fotoğraflar Ayça Nur Arda’ya aittir.
Ankara’ya geldiğim ilk günden beri sanattan kopmamaya çalıştım. Bunu başarabilmek içinde çeşitli sanat aktivitelerini takip ettim, BSO Ferhat ile Şirin Konseri gibi. Bu tür etkinliklerin yayın sürecinde arka oda da bulunmak ise büyük bir şans oldu benim için. Sizlere de bu deneyimde neler öğrendiğimi aktarmaya çalıştım. En büyük şansım ise Bilkent Senfoni Orkestrası gibi seçkin bir orkestranın viyolonsel sanatçılarından Verda Demirel Çavuşoğlu ile gerçekleştirdiğim röportaj oldu.  Bu röportaj bana bir müzik enstrümanı çalmayı ne kadar çok istediğimi ve müziğin hayata ne kadar çok renk kattığını hatırlattı. Müziğin gerçekten ruhun gıdası olduğunu bir kez daha anladım. Sizlerinde Çavuşoğlu’nun anılarını ve deneyimlerini dinlerken içinizin ısındığına, yeni bilgiler öğrendiğine ve sanatçının kendisini dinlerken onun mutluluklarıyla ara ara tebessüm ettiğine inanıyorum. Sanatçıya buradan bir kez daha röportajı için teşekkür ediyorum. 
Sanatın renkli dünyasına kanat açın, şimdilik hoşça kalın!